< Denemelerim - YAZGIMIZ HASRETTİR BİZİM... - Blogcu



YAZGIMIZ HASRETTİR BİZİM...

ANASAYFA

PROFİL

ARŞİV

EMAİL

Son Sayfa :: Sonraki Sayfa

2/5/2007 - AYN-ŞIN-KAF

Kategori: Denemelerim

   Bu gece yıldızları saydım senin için. Uykusuzları saydım; sevdasından, derdinden, dermanından ya da bilemediğim türlü imtihanından dolayı gözlerini kapatamayanları saydım bu gece. Etrafında pervanelerin seyr-ü seferini gördüğüm ne kadar şule-feşan varsa, sana yaktım. Zordu inan, tüm ışıklarını söndürmüşken bana; debdebesiyle tir tir titrediğim ateşler yakmak sana.
   Bu imkansızlık hüznünün dehlizlerinde kaybolarak, içimdeki bitimsiz korkuyla bağırarak dökmüyorum sahipsiz benliğimi Yaradana. Hafi bir zincirle düğümlüyorum dilimi. Çözülürse yanacağım sanki, eriyecek ve biteceksin sen de, taşıdığım can gibi.
   Haliyle sakinleşmiş, kal ehlince vazgeçmiş lakin hal ehlince sabr-ı sukuna ermiş bir aşığın gördüğüdür gözlerim. Şimdi, ne bilecek bakıp da görmeyen ehl-i kibir, sevgilinin gamzesiyle gam/zede aşığın halini.
   Sevgili katında yaş tüketmek demek, demirden havanlarda sabırdan nehir kenarlarında dövülmek, yumuşamak ve dahi temizlenmek demek. Her gün doğumunda Yusuf'u kaybedip ve her gün batımında yeniden bulmak lakin ne feryad edip ağlamak ne de sevinçten çılgına dönmek demek. O belde-i mukaddeste bulunmak demek, her çark edişinde yalan dünyanın, asude bir meşk-i hayale dalıp; ruhu bedenden ayırmak, seyreylemek hikmet deryasına çağlayan nehirleri ve dahi kaybolmak sularında ama asla boğulmamak demek.
   Ahir zaman aşkları!
Yaşadıklarını üç harften görenler, çözemezler gizini. Bilmezler ki ayn'ın içi Cennet, şin'in içi Cehennem ve kaf'ın içi de Araftır. Cennete gönüllü sürgün, metrelerce kuyrukla girenler, sıra aşkın Cehennemine geldiğinde koşarak kaçarlar. Lutuf penceresini açmadan yola koyulurlar.
   Ve Araf.
Ah Araf! Ah kaf dağının gizi ve Zümrüd-ü Ankanın varisi. Ne tatlı dil, ne sert bakış. Ne gerçek ne yalan. Ne var ne yok. Araf gözlerin gibi, benim Arafım senin adın!!!

 

   nalezar

Yorum (yok) :: Yorum yaz!


1/5/2007 - Sus Gönlüm...

Kategori: Denemelerim

Sus gönlüm. Çok dile getirme. Sen dile getirdikçe gönlün daha da coşuyor, daha meraklanıyor ve beklemek daha da zorlaşıyor.

Sus gönlüm. Çok laf etme. Az söyle ki işimiz olgunlaşsın. Az söyle ki Hakk'a karşı yanlış kelam çıkmasın.

Sus gönlüm. Bir elif miktarı sus. Az kaldı bahara. Dayan gönlüm. Denizin içinde meydana gelen görünmeyen dalgalar gibi yüreğin biliyorum. Beklemekten başka çare olsaydı, seni durdurmazdım... İnan bana... Ama yok. Başka çare yok. Unutma ki ilaç bile beklemeden tesir etmez, çiçek bile vakti gelmeden önce açmaz...

Sus gönlüm. Bu kışın bahara dönünceye kadar. Bu gece gündüz oluncaya kadar. Uzak yollar yakınlaşıncaya kadar. Bu sıkıntının ardından ferahlık gelinceye kadar. Ve yüzümüz vuslat gözyaşlarıyla ıslanıncaya kadar sus...

Sus gönlüm. Seni senden daha iyi bilen Rabbinin hükmü vuk'u buluncaya kadar. Senin nasibin sana ulaşıncaya kadar, ulaşmayanlarınsa senin nasibin olmadınığını anlayana kadar sus...

Sus gönlüm. Onun geleceğini görünceye kadar. Acının bala dönüştüğünü farkedinceye kadar. Onun gönlünün senin gönlüne muhabbet düğümüyle bağlandığını görünceye kadar.

Sus gönlüm. Sebepler var edilinceye kadar. Bahaneler oluşuncaya, birbirimizin nasibi oluncaya kadar sus.

Sus gönlüm. Bütün bu susmalarına karşılık her şeyin hayırlısının olacağına inanarak sus.

Sus gönlüm. Her susuşun bir cevap olsun. Her susuşun, sabrın olsun. Her susuşun,duan olsun. İçten yakarışının adı olsun, susuşun. Bekleyişinin, umut edişinin, inancının, sevdiğinin vurgusu olsun, susuşun.

Yorum (1) :: Yorum yaz!


22/4/2007 - Ah YaŞaMaK...

Kategori: Denemelerim

  

   İçime kök salmış bir ağacın büyüdüğünü hissetmek gibi bana olanlar... Derinimden dayanılmaz bir sızı dalga dalga dışıma çıkmaya çalışıyor. Yutkunamadığım nefesimin toprak kokusunda boğulacağımı düşünüyorum. Kilitliyorum kapımı ve anahtarı gömüyorum sessizliğime. Bekliyorum. Olacakları bekliyorum... Bir adım ötemde ışık. Gözlerim kamaşıyor, kör oluyorum. Sadece bekleyişi hissederek yaşıyorum, yaşıyorum... İçimde bir ağaç büyüyor, hissediyorum...

   Yazdıklarımın tümünü SANA yazdığımı anladığım günü hatırlamıyorum şimdi... Zaman, gri bir bulutun içinde şekilsizliğine bürünmüş. Günlerin, saatlerin önemi olmadığı yerdeyim. SEN'de...

   Yaşamak, içimdeki ağacın büyümesi sızısında...

                                                       "GÜL BUSE NUR"

 

Yorum (1) :: Yorum yaz!


SON YAZILARIM

Fincanın Ummana Sevdası
Gece...
Yitik Bir Ezgiyim...
Sessizlik...
Köstekli Saat

ARKADAŞLARIM

ozlem ayral
bebeksagligi
bebbish

KATEGORİLERİM


HOŞ GELDİNİZ...