<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>YAZGIMIZ HASRETTİR BİZİM...</title>
        <description></description>
        <link>http://nalezarr.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sun, 08 Nov 2009 07:09:43 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Fincanın Ummana Sevdası</title>
            <link>http://nalezarr.blogcu.com/fincanin-ummana-sevdasi_3084767.html</link>
            <guid>http://nalezarr.blogcu.com/fincanin-ummana-sevdasi_3084767.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;A href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/nalezarr_kardesler.jpg&quot;&gt;&lt;IMG src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/nalezarr_kardesler.jpg&quot; border=0&gt;&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;Sevgili,&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;Korkuyorum&amp;#8230;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;Seni bulamamaktan, bulduğumu sanmaktan, bulup ta &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;kaçırmaktan, bulduktan sonra hakkıyla yaşamamaktan korkuyorum&amp;#8230; Bulmayı arzulamak ne kadar karşı konulmaz, bulmak ne kadar uzak&amp;#8230;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;</description>
            <pubDate>Sun, 27 May 2007 23:27:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Gece...</title>
            <link>http://nalezarr.blogcu.com/gece_3076751.html</link>
            <guid>http://nalezarr.blogcu.com/gece_3076751.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;A href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/nalezarr_uyku.png&quot;&gt;&lt;IMG src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/nalezarr_uyku.png&quot; border=0&gt;&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;GECE&amp;#8230; &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;Yalnızları severmiş, bilir misin?&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;Ve&amp;#8230;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;Bilir misin?&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;Beni de çok seviyor!...&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;Yalnızla konuşur&amp;#8230;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;Benimle her zaman konuşur!&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;</description>
            <pubDate>Sun, 27 May 2007 01:19:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Yitik Bir Ezgiyim...</title>
            <link>http://nalezarr.blogcu.com/yitik-bir-ezgiyim_3050206.html</link>
            <guid>http://nalezarr.blogcu.com/yitik-bir-ezgiyim_3050206.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;A href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/nalezarr_aglama.jpg&quot;&gt;&lt;IMG src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/nalezarr_aglama.jpg&quot; border=0&gt;&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;Sözleri unutulan yitik bir ezgiyim... &lt;BR&gt;Nağmeleri duyulmayan, mızrabı kırık bir tamburum... &lt;BR&gt;Hatırı unutulan, eski bir hatırayım... &lt;BR&gt;Kuru ekmeği bile olmayan, karnı aç bir yaşlıyım... &lt;BR&gt;Sokakta, mendili olmayan, mendil satan bir çocuğum... &lt;BR&gt;Gelmeyen, geleceğim; horlanmış geçmiş... &lt;BR&gt;Kimim ben, beni tanıyor musunuz?..&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;&quot;Gül Buse Nur&quot;&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://nalezarr.blogcu.com/yitik-bir-ezgiyim_3050206.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 24 May 2007 15:26:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sessizlik...</title>
            <link>http://nalezarr.blogcu.com/sessizlik_3027854.html</link>
            <guid>http://nalezarr.blogcu.com/sessizlik_3027854.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;A href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/nalezarr_157648_1594.jpg&quot;&gt;&lt;IMG src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/nalezarr_157648_1594.jpg&quot; border=0&gt;&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;21 Mayıs Pazartesi&amp;#8230;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;Hiçbir tılsımı olmayan sıradan bir ikindi vakti&amp;#8230;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;&amp;#8230;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;VE&amp;#8230;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;Gecenin bir yarısı&amp;#8230;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;.. ( &lt;a href=&quot;http://nalezarr.blogcu.com/sessizlik_3027854.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 21 May 2007 21:58:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Köstekli Saat</title>
            <link>http://nalezarr.blogcu.com/kostekli-saat_2989270.html</link>
            <guid>http://nalezarr.blogcu.com/kostekli-saat_2989270.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;A href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/nalezarr_kostekli_saat.jpg&quot;&gt;&lt;IMG src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/nalezarr_kostekli_saat.jpg&quot; border=0&gt;&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Geçen gün teknolojiden hayli uzak bir arkadaşım evden çıkacağı zamanda koluna kol saati takarken, çok uzun süredir kol saati kullanmadığımı ve eksikliğini de hissetmediğimi fark ettim. Tabii bunun sebebi herkesin cep telefonu sahibi olması. İnsanın üzerinde cep telefonu varken, kol saati sadece bir aksesuar olarak kalıyor, en iyi ihtimalle cep telefonuna bakmaya üşenenler için ufak bir kolaylık oluyor. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Şimdi düşününce de fark ettim ki üzerimde cep telefonu olmadığı, telefonun bataryasının boş olduğu zamanlarda, koluna bakarak saati öğrenebileceğim bir insan bulmak hayli zor olmaya başladı. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Çoğumuz artık saate&amp;nbsp; cep telefonlarından bakıyoruz. Cep telefonu da cepte, olmadı çantada duran bir alet; bakmak için bulunduğu yerden çıkartmak gerekiyor ve bu açıdan bende bir süredir kaçınılmaz bir &quot;köstekli saat&quot; çağrışımı yapıyor. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Hele ki hafif bir göz bozukluğunuz varsa ya da yoksa bile sırf oyun olsun diye, saati öğrenmek için cep telefonunuza attığınız bakışı &quot;gözden uzağa tutma&quot; hareketiyle desteklediniz mi, köstekli saat kullanan bir nine, dede hissini yaşıyorsunuz, hafifde olsa. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu benzerliğin üzerine giderek, köstekli saat esintili cep telefonu yapsınlar bence; kemere zincirlensin, kapağı açılsın, mümkünse yuvarlağımsı olsun, anteni de o saatlerin kurma pimleri gibi olabilir. Olsun vallahi, hem de hemen olsun!&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://nalezarr.blogcu.com/kostekli-saat_2989270.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 18 May 2007 18:44:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Gözü Yaşlı Bir Medeniyettir Adapazarı...</title>
            <link>http://nalezarr.blogcu.com/gozu-yasli-bir-medeniyettir-adapazari_2794118.html</link>
            <guid>http://nalezarr.blogcu.com/gozu-yasli-bir-medeniyettir-adapazari_2794118.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;A href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/nalezarr_gozu_yasli_bir_medeniyettir_adapazari.jpg&quot;&gt;&lt;IMG src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/nalezarr_gozu_yasli_bir_medeniyettir_adapazari.jpg&quot; border=0&gt;&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Adapazarı küçük bir toz tanesi kadar geldi gözüme bu sefer. Çok basit. Sıcacık bir haziran gününe rağmen çok soğuk. Her geçen gün bizden uzaklaşıyor mu yoksa? Adapazarı bizim değil mi artık? Her şey soğuk, her şey taştan&amp;#8230; Adapazarı&amp;#8217;nı bize sevimli kılan neydi ki, daha önceden? Gar meydanının daha sıcak gözükmesi mi? Daha fazla yeşilliğinin olması mı? Ona ruhunu veren güzellik insanlarındaydı galiba. Eski Adapazarı&amp;#8217;ndan bahsederken insanlarının iç güzelliklerinin olduğu gerçeğini göz ardı etmemeli. Ama şimdi nerde o Adapazarlılar? Bir abide misali, bir çınar gibi büyük insanlar. Engin bilgisiyle, yüce gönüllülüğüyle, merhamet ummanı bir yürekle donanmış olan insanlar, hani nerdeler? &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Adapazarı sanki bir masaldı bu sefer. Sanki bir ceza&amp;#8230; Bilgisizliğimize, bilgiden uzak oluşumuza, birbirimizi çekemezliğimize, kindarlığımıza, samimiyetsizliğimize, çıkarlar uğruna bir şeyler kullanmamıza bir ceza. Adapazarı&amp;#8217;nı anlamak bizden çok uzak&amp;#8230; Sokaklarında avare gezinen, Çark Caddesi&amp;#8217;nde bir aşağı bir yukarı tur atan gençlerin anlayabildiğinden fazla değil. Ne yazık! Yan yana durduğumuz insanlar bile soğuk ve uzak bize. Komşuluklar eskisi gibi değil, kardeşlik paylaştıkça çoğalmıyor&amp;#8230; Eskisi gibi değil dostluklar&amp;#8230; Bilgimiz arttıkça uzaklaşıyoruz birbirimizden. Mevkiimiz yükseldikçe yabancılaşıyoruz kardeşlerimize. Küçük dağları yarattıktan sonra alt tabakadan insanlarla kim muhatap olacak? &amp;#8220;Büyük&amp;#8221; dediklerimizin neyi büyük diye sordum kendime. Nefisl.. ( &lt;a href=&quot;http://nalezarr.blogcu.com/gozu-yasli-bir-medeniyettir-adapazari_2794118.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 02 May 2007 16:27:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>AYN-ŞIN-KAF</title>
            <link>http://nalezarr.blogcu.com/ayn-sin-kaf_2793788.html</link>
            <guid>http://nalezarr.blogcu.com/ayn-sin-kaf_2793788.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;A href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/nalezarr_ayn_sin_kaf.jpg&quot;&gt;&lt;IMG src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/nalezarr_ayn_sin_kaf.jpg&quot; border=0&gt;&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu gece yıldızları saydım senin için. Uykusuzları saydım; sevdasından, derdinden, dermanından ya da bilemediğim türlü imtihanından dolayı gözlerini kapatamayanları saydım bu gece. Etrafında pervanelerin seyr-ü seferini gördüğüm ne kadar şule-feşan varsa, sana yaktım. Zordu inan, tüm ışıklarını söndürmüşken bana; debdebesiyle tir tir titrediğim ateşler yakmak sana. &lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu imkansızlık hüznünün dehlizlerinde kaybolarak, içimdeki bitimsiz korkuyla bağırarak dökmüyorum sahipsiz benliğimi Yaradana. Hafi bir zincirle düğümlüyorum dilimi. Çözülürse yanacağım sanki, eriyecek ve biteceksin sen de, taşıdığım can gibi. &lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Haliyle sakinleşmiş, kal ehlince vazgeçmiş lakin hal ehlince sabr-ı sukuna ermiş bir aşığın gördüğüdür gözlerim. Şimdi, ne bilecek bakıp da görmeyen ehl-i kibir, sevgilinin gamzesiyle gam/zede aşığın halini. &lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Sevgili katında yaş tüketmek demek, demirden havanlarda sabırdan nehir kenarlarında dövülmek, yumuşamak ve dahi temizlenmek demek. Her gün doğumunda Yusuf'u kaybedip ve her gün batımında yeniden bulmak lakin ne feryad edip ağlamak ne de sevinçten çılgına dönmek demek. O belde-i mukaddeste bulunmak demek, her çark edişinde yalan dünyanın, asude bir meşk-i hayale dalıp; ruhu bedenden ayırmak, seyreylemek hikmet deryasına çağlayan nehirleri ve dahi kaybolmak sularında ama asla boğulmamak demek. &lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ahir zaman aşkları! &lt;BR&gt;Yaşadıklarını üç harften görenler, çözemezler gizini. Bilmezler ki ayn'ın içi Cennet, şin'in içi Cehennem ve kaf'ın içi de Araftır. Cennete gönüllü sürgün, metrelerce kuyrukla girenler, sıra aşkın Cehennemine geldiğinde koşarak kaçarlar. Lutuf penceresini açmad.. ( &lt;a href=&quot;http://nalezarr.blogcu.com/ayn-sin-kaf_2793788.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 02 May 2007 16:04:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sen Ağlama Ne Olur, Ben Dökeyim Yaşları...</title>
            <link>http://nalezarr.blogcu.com/sen-aglama-ne-olur-ben-dokeyim-yaslari_2793435.html</link>
            <guid>http://nalezarr.blogcu.com/sen-aglama-ne-olur-ben-dokeyim-yaslari_2793435.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;A href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/nalezarr_aglama_kiyamamm.jpg&quot;&gt;&lt;IMG src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/nalezarr_aglama_kiyamamm.jpg&quot; border=0&gt;&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kurşunlar yağıyor, toprak damlı bacalarına, eğreti saçaklara, bombalar düşüyor ve&amp;#8230; Çocuklar ölüyor&amp;#8230; &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ardından anneler, babalar kan ağlıyor, insanlık ölüyor, çocuklar ölüyor&amp;#8230; &lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Utanıyoruz, insanlığımızdan utanıyoruz. Lübnan&amp;#8217;da, Filistin&amp;#8217;de enkaz altında kalan günahsız bebeklerden, çocuklardan utanıyoruz. Bir babanın, bir annenin feryadını duymak istemediğimize utanıyoruz. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Utanıyoruz! Katillerden iğreniyor ve utanıyoruz. İsrail; Filistin ve Lübnan&amp;#8217;da kan kustururken Amerika İncirlik&amp;#8217;ten çocukları öldürmesi için TIR&amp;#8217;larla bomba gönderiyor. ALÇAKLAR! &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu arada Türkiye ise, daha nice çocukları öldürecek bombaları taşıyan bu TIR&amp;#8217;ların eskortluğunu yapıyor. YÜZSÜZLER! &lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Üzgünüz! Lübnan&amp;#8217;da, Filistin&amp;#8217;de bu feryatları yükselten bombalar buradan, burnumuzun dibinden, İskenderun&amp;#8217;dan gidiyor. VİCDANSIZLAR! &lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Üzgünüz! Ve hala TBMM İsrail Dostluk(!) Grubu&amp;#8217;nda aşkla görev yapan, kalpsiz milletvekilleri var. Üzgünüz, bu milletvekillerine oy verip oraya gönderen bazı insanlarda bir pişmanlık, bir nedamet, bir tövbe duygusu oluşmadığı için. AKILSIZLAR! &lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Üzgünüz! Yürüdüğümüz şu sokaklarda, caddelerde, gittiğimiz her yerde onlardan biri de vardır.. ( &lt;a href=&quot;http://nalezarr.blogcu.com/sen-aglama-ne-olur-ben-dokeyim-yaslari_2793435.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 02 May 2007 15:29:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sus Gönlüm...</title>
            <link>http://nalezarr.blogcu.com/sus-gonlum_2782439.html</link>
            <guid>http://nalezarr.blogcu.com/sus-gonlum_2782439.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;A href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/nalezarr_nalezarr_kalp.jpg&quot;&gt;&lt;IMG src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/nalezarr_nalezarr_kalp.jpg&quot; border=0&gt;&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Sus gönlüm. Çok dile getirme. Sen dile getirdikçe gönlün daha da coşuyor, daha meraklanıyor ve beklemek daha da zorlaşıyor. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sus gönlüm. Çok laf etme. Az söyle ki işimiz olgunlaşsın. Az söyle ki Hakk'a karşı yanlış kelam çıkmasın. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sus gönlüm. Bir elif miktarı sus. Az kaldı bahara. Dayan gönlüm. Denizin içinde meydana gelen görünmeyen dalgalar gibi yüreğin biliyorum. Beklemekten başka çare olsaydı, seni durdurmazdım... İnan bana... Ama yok. Başka çare yok. Unutma ki ilaç bile beklemeden tesir etmez, çiçek bile vakti gelmeden önce açmaz... &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sus gönlüm. Bu kışın bahara dönünceye kadar. Bu gece gündüz oluncaya kadar. Uzak yollar yakınlaşıncaya kadar. Bu sıkıntının ardından ferahlık gelinceye kadar. Ve yüzümüz vuslat gözyaşlarıyla ıslanıncaya kadar sus... &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sus gönlüm. Seni senden daha iyi bilen Rabbinin hükmü vuk'u buluncaya kadar. Senin nasibin sana ulaşıncaya kadar, ulaşmayanlarınsa senin nasibin olmadınığını anlayana kadar sus... &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sus gönlüm. Onun geleceğini görünceye kadar. Acının bala dönüştüğünü farkedinceye kadar. Onun gönlünün senin gönlüne muhabbet düğümüyle bağlandığını görünceye kadar. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sus gönlüm. Sebepler var edilinceye kadar. Bahaneler oluşuncaya, birbirimizin nasibi oluncaya kadar sus. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sus gönlüm. Bütün bu susmalarına karşılık her şeyin hayırlısının olacağına inanarak sus. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sus gönlüm. Her susuşun bir cevap olsun. Her susuşun, sabrın olsun. Her susuşun,duan olsun. İçten yakarışının adı olsun, susuşun. Bekleyişinin, umut edişinin, inancının, sevdiğinin vurgusu olsun, susuşun.&lt;BR clear=all&gt;&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://nalezarr.blogcu.com/sus-gonlum_2782439.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 01 May 2007 13:21:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>YOĞURTLU, SOSLU, KARIŞIK KIZARTMA</title>
            <link>http://nalezarr.blogcu.com/yogurtlu-soslu-karisik-kizartma_2718672.html</link>
            <guid>http://nalezarr.blogcu.com/yogurtlu-soslu-karisik-kizartma_2718672.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;A href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/nalezarr_yogurtlu_soslu_karisik_kizartma.jpg&quot;&gt;&lt;IMG src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/nalezarr_yogurtlu_soslu_karisik_kizartma.jpg&quot; border=0&gt;&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;MALZEMELER:&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;3 adet patates,&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;6 adet sosis,&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;3 kaşık yoğurt,&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;2 adet küçük boy domates,&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;1 kaşık salça,&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bir kaşık ketçap,&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;1 adet&amp;nbsp;maydanoz yaprağı,&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Yeteri kadar tuz.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;YAPILIŞI:&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&lt;/STRONG&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Önce patateslerimizin kabuklarını soyup, küp küp kesiyoruz. Sonra sosislerimizi ortadan kesip ayrı bir tabağa alıyoruz. Sırasıyla önce patateslerimizi, ardındandan sosislerimizi kızgın yağda kızartıyoruz. Bunlar kızardıktan sonra geniş bir kaba alıyoruz...&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Daha sonra domateslerimizin kabuklarını soyup, ince ince doğruyoruz. Doğradığımız domateslerimizi küçük bir tavada, bir miktar yağla birlikte pişiriyoruz. Ardından bir kaşık salçamızla, bir kaşık ketçabımızı&amp;nbsp;pişen domateslerimize ekliyor ve kısık ateşte karıştırarak sos kıvamına gelmesini bekliyoruz...&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Yoğurt ve hazırlanan sosumuzla, sosis ve patates kızartmamızı süslü.. ( &lt;a href=&quot;http://nalezarr.blogcu.com/yogurtlu-soslu-karisik-kizartma_2718672.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 25 Apr 2007 15:35:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://nalezarr.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>